İllüzyon Sanatı

İllüzyon, sihir, büyü, iyi saatte olsunlar, keramet gibi  bütün bu kavramlar birbirine benzer kavramlardır ve her zaman insanlar tarafından birbirine karıştırılmış ve bu konuda bir “anlam karmaşası” yaşanmıştır. Keramet Hıristiyanlıkta Azizlerin, Müslümanlıkta Evliyaların göstermiş olduğu olağanüstü harika eylemlerdir ve Tanrı tarafından bu kişilere verildiğine inanılır. Sihir ve büyü doğaüstü, psişik veya paranormal bir olgu olup medyumlar ve büyücüler tarafından kullanılır. İlk çağda ve orta çağda büyücüler, sihirbazlar ve medyumlar çok popülerdi. Bu kategoride harika olaylar gösteren kötü niyetli cadılar, sihirbazlar, büyücüler ve üfürükçülere iyi gözle bakılmaz hatta onlardan korkulurdu. Orta çağda Avrupa ülkelerinde  ve Osmanlı Devleti kehanet gösteren, geleceği gören, harikalar gösteren kişiler meşru kabul edilmiş “Müneccimlerdi”. Müneccim kelimesinin bir çok anlamı olmakla birlikte en yakın eş anlamlısı “kahin, medyum veya geleceği gören kehanet gösteren kişi” olarak tanımlayabiliriz. Müneccimler o kadar meşru idiler ki Osmanlı Saraylarında müneccimleri idare eden “Müneccim Başı” bile bulunurdu. Ayrıca büyücülerden farklı olarak Tanrı’dan aldıkları güçle çok çok üstünde harika işler “kerametler” gösteren azizler, evliyalar, dervişler ve keşişler ise Avrupa’da ve İslam ülkelerinde çok büyük saygı görürlerdi. Bu kişiler gerekmedikçe kerametlerini göstermezlerdi. İLLÜZYON kavramı, göz yanılgısı veya göz yanılması olarak açıklanabilir. Bütün bu anlattıklarımızın dışında bir gösteri, şov ve sanat insanı olan ve  “İLLÜZYONİST”  olarak adlandırılan kişiler ilk olarak 19. yüzyılda sihirbazlardan ve büyücülerden farklı olduklarını, sahne sanatı yaptıkları “basit veya karmaşık hilelerle” göz yanılgısı (İllüzyon) yarattıklarını, bunların sır olduğunu her yerde açıklanamayacağını ama yaptıkları işin “göz yanılgısından başka bir şey olmadığını” halka açıkladılar ve bunu bir sanat olduğunu deklare ettiler.

19. yüzyıl sihirbazı Jean Eugène Robert-Houdin’in öncülüğü ile “İllüzyonist Sihirbazlık” modern bir eğlence türü, popüler bir tiyatro sanat formu haline geldi. 19.  yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, Maskelyne ve Devant , Howard Thurston , Harry Kellar ve Harry Houdini gibi sihirbazlar, “Sihrin Altın Çağı” olarak bilinen şeyde yaygın ticari başarı elde ettiler. Bu dönemde illüzyon gösterileri Broadway tiyatrosunun , vaudeville’in ve müzik salonlarının bir parçası haline geldi . Magic televizyon çağındaki popülaritesini korudu. David Copperfield , Doug Henning , Penn & Teller , David Blaine ve Derren Brown gibi illüzyonist sihirbazlar sanat formunu modernize ediyorlardı.

18. yüzyıla kadar sihirbazlık şovları , gezici sanatçıların sihir hilelerinin yanı sıra kılıç yutma ve hokkabazlık  daha geleneksel gösterileriyle halkı eğlendireceği fuarlarda yaygın bir eğlence kaynağıydı. 18. yüzyılın başlarında, büyücülere, üfürükçülere ve cadılara olan inancı azaldıkça, “İllüzyon Sihirbazlık Sanatı” giderek daha saygın hale geldi ve çeşitli ortamlarda, varlıklı insanların konaklarında gösteriler çoğalmaya başladı.  İngiliz İllüzyonist şovmen Isaac Fawkes Kral II.George için gösteri yaptı. Modern illüzyonistler, yaptıkları işin akıllı ve becerikli bir “illüzyon yani göz yanılgısından” başka bir şey olmadığını söylerler. Gerçek doğa üstü sihir ve büyücülüğün kendilerinin dışında olduğunu ve yaptıkları işin doğa üstü bir sihir olduğunu söylemenin etik dışı olduğunu kabul ederler. Bu nedenle bu sanatçıların çoğu, kendilerini “illüzyonist” olarak niteler ve benzer açıklamalar lehine “doğaüstü güçler kullanan büyücülük kavramını  çağrıştıran sihirbaz terimini” kullanmaktan kaçınırlar; örneğin, sanatçı Jamy Ian Swiss bu noktada, kendilerinin  büyücü olmadıklarını  “dürüst bir aldatmacı” olduklarını söyler..

Türkiye’de İllüzyon Sanatı

Türkiye’de gerçek anlamda “İllüzyon Sanatı Zati Sungur ile başlamıştır”. 1. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Ordusu tarafından Almanya’ya eğitim görmek için gönderilen Zati Sungur, Almanya’nın ve Osmanlı Devleti’nin yenilmesi nedeniyle iki devletlerin ilişkilerinin kesilmesi yüzünden Almanya’da kalmış ve Türkiye’ye dönememiştir. Almanya’da bir İllüzyonist Sihirbazın yanında çalışmaya başlayan Zati Sungur İllüzyon sanatının en büyük sırlarını öğrenmiş ve zaman içinde Dünyanın ve Türkiye’nin en ünlü sihirbazı olmuştur.

Türkiye’ye İllizyon Sanatını getiren Zati Sungur dünya çapında bir sanatçıydı.  1936 yılından beri yayınlanmakta olan Amerikan illüzyon dünyasının prestijli dergisi Genii’ Haziran 1958 sayısını ve kapağını Zati Sungur’a ayırarak dünya sihirbazlarına bu değerli sanatçıyı hatırlatmış ve tanıtmıştır. Zati Sungur 1959 yılında ikişer ay Mısır ve Yunanistan’da, 1962’de ise İsrail’de gösteriler düzenlemiştir.[2] Daha sonra Türkiye turnelerine devam ederek 1966 yılında Türkiye’deki son temsillerini veren sanatçı, genç illüzyonistler yetiştirmek amacıyla Üniversal Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Stüdyosunu kurarak tasarımını ve üretimini kendi yaptığı 541 farklı illüzyonun sunumunun yer aldığı 322 sayfa Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Kataloğu isimli eserini yayınlamıştır. Ertesi yıl aktif sanat yaşamına son vermiş , illüzyon öğrenmek isteyenler için eşi Necla Sungur’la birlikte tüm zamanlarını ve enerjilerini adayarak Üniversal Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Stüdyosunda katalogdan seçtikleri oyunları mektupla sipariş veren meraklılara kar gözetmeden fiyat koyarak açıklamalarıyla birlikte postayla Türkiye’nin her köşesine göndermiştir.Vefatına kadar her yıl dünyanın farklı bir ülkesinde tertiplenen Dünya çapında İllüzyon Sanatı Kongrelerine masraflarını kendisi karşılayarak katılmış, Türk Bayrağını kongre şehrinde ve salonunda dalgalandırarak Türkiye’yi temsil etmiştir.[ 968’de Salon Oyun ve Eğlenceleri adındaki eğitici kitabını yayımlamıştır.

Sermet Erkin

Türkiye’de İllüzyon sanatının Günümüz temsilcilerinden  Felsefe Tarihi bölümü mezunu olan Sermet Erkin, ilkokul zamanından itibaren ilgi duyduğu illüzyon sanatının, Türkiye’deki en ünlü ustası Zati Sungur’un öğrencisidir. Çocuk yaşta İstanbul Şehir Tiyatroları girmiş İstanbul Radyosu Çocuk Saatine devam etmiştir. 1977’ye kadar İstanbul Şehir Tiyatrolarında çeşitli oyunlarda rol aldı. Bir dönem kendi adına topluluk kurarak tiyatro yaptı. Türkiye’nin en büyük Karagöz tasvirleri ile piyes ve ses kayıt koleksiyonlarının sahibidir. 1974’ten itibaren profesyonel olarak illüzyonistliğe başladı. Anadolu’nun 250’den fazla il ve ilçesinde turneler yapıp, yurt dışında ABD, Almanya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Bulgaristan, Çekoslovakya (1983), Çuvaşistan, Finlandiya, Hollanda, İngiltere, İsrail, İsviçre, Kırgızistan, KKTC, Macaristan, Nahcivan, Özbekistan, Rusya Federasyonu ve Tataristan’ da en ünlü gece kulüpleri ve sirklerde gösteriler sergiledi.


Türkiye’deki İllüzyon Sanatçıları İLLÜZYONİSTLER DERNEĞİ‘nde bir araya gelmekte ve meslekleriyle ilgili gelişmeleri takip etmektedirler. İllüzyon Sanatı ile daha yakından ilgilenmek isteyen okurlarımız aşağıdaki siteden İllüzyon sanatçıları ile ileişim kurabilirler.
https://www.illuzyonistlerdernegi.com

Bilimsel gelişmeleri içeren aylık dergi