Cezayir’de Sömürgecilik ve Soykırım

Cezayir’de  Sömürgecilik  ve  Soykırım

1519’da Barbaros’un fethiyle Osmanlı hâkimiyetine giren Cezayir, 1830’da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Zor bir dönemden geçen Osmanlı Devleti, işgali diplomatik yollarla önlemeye çalışmış; fakat başarılı olamamıştır. Ancak Doğu’da Hacı Ahmed Bey’in, Batı’da da Emir Abdülkadir’in direnişlerini desteklemiştir. İlk defa 1847’de yayınlanan devlet salnamesinde Cezayir’e yer vermemiştir. Fransa yaklaşık bir milyon Avrupalı kolonu (Cezayir’deki Fransız vatandaşları) Cezayir’e yerleştirerek nüfus ve güç dengesini değiştirmiştir.[1] Elinden toprakları alınan yerli halk, 1881’deki “Yerli Kanunu” (Code de l’indigénat) ile ikinci sınıf konumuna düşürülmüştür. 1954’de başlayan milli mücadele sonucu Cezayir 1962’de bağımsızlığına kavuşmuştur. Cezayir’in bağımsızlık oylamalarında Fransa’nın yanında yer alan Türkiye çekimser oy kullanmıştır. İkili ilişkileri olumsuz etkileyen bu durum daha sonraki dönemde onarılmaya çalışılmıştır.

Cezayir’in Sömürgeleşmesi

1847’de yayınlanan ilk devlet salnamesinde Osmanlı eyaletlerini gösteren listeye Cezayir yazılmayarak resmen bitmiş, 132 yıl süren Fransız sömürge dönemi başlamıştır. Fransa da 9 Aralık  1848’de Cezayir’i resmen Fransız toprağı ilan etmiştir. Osmanlı Devleti 1910’da dolaylı olarak Cezayirlilerin Fransa tarafından himayesini tanımıştır. Cezayir’e Fransızlar’ın girmesinden sonra Cezayir bağımsız kalana kadar hiç huzur bulmamış ve yerli halk Fransızlara karşı direnişlerini kesintisiz olarak sürdürmüşlerdir. Fransızlar’ın Cezayir’i Fransızlaştırma ve Hristiyanlaştırma politikaları sonuç vermemiş nihayetinde 20. yüzyılın ortalarında Cezayir bağımsızlığını kazanmıştır.[1] Ancak bu bağımsızlık kazanımı çok kanlı bir süreçten geçmiş Fransızlar’ın yaptığı katliamlar ve soykırım tarihteki yerini almıştır..

Katliam ve Soykırımdan Bağımsızlığa…

Fransız kuvvetlerinin Cezayir’de yerleşmeleri ve ülkenin tamamında hâkimiyet kurmaları kolay olmadı. Hem yerli halk hem de Osmanlı kuvvetleri uzun süre işgalcilere karşı direndiler. Dayı Hüseyin Paşa’nın teslim olmasından sonra ülkenin batısındaki kabileler Emîr Abdülkādir’in etrafında toplanıp onu sultan ilân ederken (1832) doğuda da Kostantîne Emîri Ahmed Bey mücadeleyi bırakmadı.

Gerilla Savaşları

1839’da Emîr Abdülkādir, Tâfnâ Antlaşması’na aykırı olarak ülkeye çok sayıda asker getiren Fransızlar’a karşı cihad ilân etti. Ancak savaşın yeniden başlaması üzerine genel valiliğe getirilmiş olan General Bugeaud’nun kumandasındaki Fransız kuvvetleri Abdülkādir’in elinde bulunan şehirleri işgale yöneldiler ve dört yıl içinde Medye, Milyâne, Şerşâl, Bûgar, Tilimsân, Tagdempt, Muasker, Saîde ve Zimâle’yi ele geçirdiler. Emîr Abdülkādir Fas Sultanı Abdurrahman’a sığınarak onun yardımını sağladıysa da İssi Savaşı’nda Fransızlar’a yenilen (14 Ağustos 1844) Fas sultanı imzaladığı Tanca Antlaşması’yla (10 Eylül 1844) Emîr Abdülkādir’e yardım etmemeyi ve onu topraklarında barındırmamayı kabul etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Emîr Abdülkādir gerilla savaşı başlattı.

Kültürel Zulüm

[1]Fransızlar halkın mukavemetini kırmak için askerî, siyasî, dinî, kültürel, ekonomik her baskıyı deneyerek Cezayir’in İslâm-Arap kimliğini ortadan kaldırmayı hedefleyen planlar uyguladılar ve her şeyden önce Hıristiyanlığı yaymaya, Arapça’nın yerine Fransızca’yı hâkim dil haline getirmeye çalıştılar. Halka ait mülkleri tasfiye etmeye, vakıflara ve kendilerine mukavemet eden kabilelerin topraklarına el koymaya başladılar. Bunların yanı sıra ülkenin en güzel yerlerine Avrupalılar’ı yerleştirerek sömürge yerleşim birimleri oluşturmaya gayret ettiler.

Bitmeyen isyanlar

isyan hareketi yer yer devam ederken 1881’de de Sîdî Şeyh liderliğindeki kabileler ayaklandılar. Sömürge yönetimi bu ayaklanmaları ancak 1884’te, uyguladığı kanlı yöntemlerle binlerce kişiyi öldürerek bastırabildi. Yargı organlarının ilga edildiği, temel hak ve hürriyetlerin ortadan kaldırıldığı ve “yerli kanunu” (code de l’indigénat) denilen zulüm kanunlarının uygulandığı bu dönem 1919’a kadar devam etti… Cezayirliler’in dramı 1919’dan sonra da devam etti. I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden itibaren sömürge yönetimine karşı Cezayir millî hareketinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Cezayirli milliyetçilerin siyasî taleplerini dile getirmeye başlamaları I. Dünya Savaşı sonrasına rastlar. Emîr Abdülkādir’in torunu Emîr Hâlid önderliğinde 1920 yılında kurulan Jeune Afrique adlı milliyetçi ve reformcu hareketler gelişti.

2. Dünya Savaşı sonrası

Nazi Almanyası’nın yenilmesini ve savaşın bitmesini Cezayir’de sömürgeciliğin de sona ermesi yolunda bir merhale olarak gören milliyetçilerin 5 Ağustos 1945’teki törenlerde Cezayir bayrağı taşımaları üzerine Fransızlar’ın silâhlı müdahalede bulunmaları, yaklaşık 45 bin kişinin ölümüne[2] yol açtı. Ayrıca aralarında Mesâlî el-Hâc gibi önderlerin de bulunduğu kitlelerin tutuklanmasına yol açtı. Hiçbir sömürge idaresinin göstermeye cesaret edemediği bu korkunç vahşet, Cezayirliler’in sömürgecilere olan güvenini tamamen ortadan kaldırdı ve ilişkilerin had safhada gerginleşmesine sebep oldu.

Ve bağımsızlık…

1958’de Fransa’da iktidara gelen General Charles de Gaulle, Cezayir’i elde tutabilmek için Cezayirliler’e bazı yeni haklar verdiyse de Ceyşü tahrîri’l-vatanî’yi mücadeleden vazgeçirmeyi başaramadı. 16 Eylül 1959’da yaptığı bir konuşmada ise Cezayirliler’e kendi geleceklerine karar verme hakkının tanınacağını açıklaması heyecan yarattı ve milliyetçilerin yetersiz buldukları karara ülkedeki Avrupa kökenliler karşı çıktılar. 1960 yılında milletlerarası camiadaki gelişmeler Fransa’nın aleyhine, Cezayirliler’in ise lehine oldu. Afrika’daki sömürgelerin birbiri ardından bağımsızlıklarını kazandıkları bu ortam içerisinde Cezayir’i elde tutamayacağını anlayan Fransa, milliyetçi liderlerle görüşmeleri başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Temmuz 1962 tarihinde yapılan referandumda halkın % 91’i bağımsızlık lehinde oy kullandı ve böylece Cezayir, 1 milyonu aşkın müslümanın hayatına mal olan millî mücadele sonunda bağımsızlığını ilan etti ve yeni bir devlet olarak milletlerarası camiaya katıldı.[3]


[1]-Türkkaya Ataöv, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri, Ankara 1975, Bessâm el-Aselî, el-Mücâhidûne’l-Cezâʾiriyyûn, Beyrut 1986.

[2]-“Algeria”, The Middle East and Nord Africa 1988, London 1987

[3]-Rachid Tlemcani, State and Revolution in Algeria, Colorado 1986.


[1]-Şinasi Sönmez, Cezayir Bağımsızlık Hareketi ve Türk Kamuoyu Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara 2007               


[1]-Mehmet NAM Tarih Dergisi,İŞGALDEN İSTİKLALE CEZAYİR Sayı 55 (2012 / 1), İstanbul 2013, s. 155-187

Bilimsel gelişmeleri içeren aylık dergi