Fiziğin babası kimdir?

Fiziğin babası kimdir?

Amerika’da fiziğin babasının kim olduğu uzun süre tartışılmış (Who is the Father of Physics?) ve sonunda “Fizik Babası” unvanının bir kişiye  verilemeyeceğine kanaat getirilmiştir.  Issac Newton, Albert Einstein ve Galileo Galilei Fizik Babası olarak bilinir. Fizik, doğada yaygın olan doğal fenomenlerin incelenmesiyle ilgilenen bir bilim dalıdır.

Fiziğin babaları Einstein, Newton, Galileo

Newton Sarkacı, bir dizi sallanan küre kullanarak momentum ve enerjinin korunmasını gösteren bir aygıttır. Sondaki bir küre kaldırılıp serbest bırakıldığında, sabit küreleri vurur ve son küreyi yukarı iten sabit kürelerden bir kuvvet iletir. Son küre geriye doğru sallanır ve hala neredeyse sabit olan küreleri vurur, etki ters yönde tekrarlanır. Aygıt adını, 17. yüzyıl İngiliz bilim adamı Sir Isaac Newton’dan almıştır. Bu aygıta  Newton beşiği  ve Newton topları  da denmektedir.

Fizik Babası unvanı tek bir kişiye verilmemiş olsa da, Galileo Galilei, Sir Isaac Newton ve Albert Einstein batı kültürlerinde fizik babaları olarak adlandırılmıştır. Galileo olarak bilinen Galileo Galiliei (1564-1642) en iyi gözlemsel astronomiye yaptığı katkılarla bilinir. Başarıları arasında Venüs’ün evrelerinin (ay evrelerine benzer şekilde) teleskopik olarak onaylanması, Jüpiter’in en büyük dört uydusunun (Io, Europa, Ganymede ve Callisto) keşfi ve güneş lekelerinin gözlemlenmesi yer alıyor. Ek olarak, Galileo Bilim Devrimi sırasında bilimsel bilgiyi yayma konusundaki siyasi katkılarından dolayı tanınmaktadır. Bilim devriminde anahtar bir karakter olan Newton (1643-1727), klasik mekanik için temel oluşturan üç hareket yasasıyla en iyi bilinir. Özetle, bu yasalar 1) hareket halindeki nesnelerin bir kuvvet tarafından hareket ettirilmedikçe hareket halinde kaldıklarını, 2) kuvvetin kütle ve ivmenin çarpımına eşit olduğunu ve 3) her eylem için eşit ve zıt bir tepki olduğunu belirtir.  Einstein (1879-1955) matematik ve fiziğe çok sayıda katkı ile tanınmaktadır. Einstein’ın başarılarından en dikkat çekici olanı genel görelilik teorisi, kütle-enerji denklik formülünü (e = mc2) keşfetmiştir.

Fizik tarih

Fizik , temel çalışma nesneleri madde ve enerji olan bir bilim dalıdır. Fizik keşifleri, doğa bilimlerinin ve teknolojinin her yerinde uygulamalar bulur, çünkü madde ve enerji, doğal dünyanın temel bileşenleridir.

Evrendeki var olan bütün olguları “dini bir anlayışın etkisi olmadan”  bir doğa anlayışıyla açıklama Yunanistan’daki Arkaik dönemde (MÖ 650-480) ilk Sokratik filozoflarla başladı . Filozof Milet Thales (MÖ 7. ve 6. yüzyıllar), doğal olayların çeşitli doğaüstü, dini veya mitolojik açıklamalarını kabul etmeyi reddettiği için “Bilimin Babası” olarak adlandırdı ve her olayın doğal bir nedeni olduğunu ilan etti. Thales ayrıca MÖ 580’de suyun temel element olduğunu ileri sürerek, mıknatıslar ve ovalanmış kehribar arasındaki çekim deneyi yaparak ve ilk kaydedilen formülü formüle ederek ilerleme kaydetti.

Evrim teorisiyle ünlü Anaximander, Thales’ın fikirlerine itiraz etti ve su yerine apeiron adı verilen bir maddenin tüm maddelerin yapı taşı olduğunu öne sürdü . MÖ 500 civarında, Herakleitos, Evreni yöneten tek temel yasanın değişim ilkesi olduğunu ve hiçbir şeyin süresiz olarak aynı durumda kalmasını önermiştir. Bu gözlem onu ​​modern fizikte zamanın evrendeki rolüne hitap eden ilk bilim adamlarından biri yaptı. Leucippus ve öğrencisi Democritus , atom teorisini geliştiren ilk kişilerdi.

İslam tarihinde fizik ve bilim

Yedinci ve on beşinci yüzyıllar aralığında, İslam dünyasında da fizik alanında ve diğer alanlarda  bilimsel ilerlemeler oldu. Aristo’nun eserleri de dahil olmak üzere Hint , Asur , Sassanian (Farsça) ve Yunanca’daki birçok klasik eser Arapça’ya çevrildi. [8] Modern optiklerin kurucusu olduğu düşünülen Arap bir bilim adamı olan Ibn-i Heysem  (965-1040) tarafından önemli katkılar yapıldı.. Batlamyus ve Aristoteles, ışığın ya nesneleri aydınlatmak için gözünden parladığını ya da nesnelerin kendisinden kaynaklanan “formları” teorize ederken, Ibn-i Heysem, ışığın farklı noktalardan ışınlarda göze gittiğini öne sürdü. O yıllarda  Ibn-i Heysem ve  Bīrūnī (973-1050) tarafından İslam dünyasında yapılan çalışmalar çalışmaları sonunda Batı Avrupa’ya geçti ve Roger Bacon ve Witelo gibi akademisyenler tarafından incelendi.

Türk bilim adamı  Biruni, bilimsel yöntemin ilk savunucusuydu. Biruni 1020’ler ve 1030’lar boyunca birkaç farklı araştırma alanı için erken bilimsel yöntemler getirmiştir. Mekanik için erken deneysel bir yöntem olan “Biruni metodolojisi” özellikle tekrarlanan deneylere yaptığı vurgu ile modern bilimsel yönteme benziyordu. Tarihteki diğer bir Türk bilim adamı İbn-i  Sina  (980-1037), Buhara’dan (günümüz Özbekistan’ında) fizik, optik, felsefe ve tıbba önemli katkılarda bulundu. İbn-i Sina bir çok kuram geliştirdi ve O’nun  Şifa Kitabı Avrupa için adeta itici güç haline geldi.

Ebu’l-Barakat el-Bağdadi (1080-1165) İbn Sina’nın  bir çok kuramını geliştirdi.  Bağdadi, “Aristoteles’in temel dinamik yasasının [yani, sabit bir kuvvetin tekdüze bir hareket ürettiği] konusundaki çalışmalarını çok daha geliştirdi ve fizik tarihinde izler bıraktı.  Gökbilimci ve matematikçi olan Nasîrüddin Tûsî  (1201–1274),  Roma astronomu Ptolemy’nin mevcut gezegen modelini yeniden düzenleyerek son derece hassas bir gezegen hareketleri tablosu olan Astronomi Hazinesi’ni yazdı. yörüngelerindeki tüm gezegenlerin dairesel hareketi . Bu çalışma, sonucunda öğrencilerinden biri tarafından, gezegenlerin aslında eliptik bir yörüngeye sahip olduklarını daha sonra keşfetti. Copernicus daha sonra büyük ölçüde Nasîrüddin Tûsî’nin çalışmalarından yararlandı..

Bilimsel gelişmeleri içeren aylık dergi